Mustafa Reşid Paşa ve Tanzimat
Okutman Ali ÇAKIRBAŞ

               Reşid Paşa (1800 - 1858) Osmanlı  devlet adamı, diplomat ve reformcusudur. Reşid  Paşa 13 Mart 1800‘de  İstanbul‘da   doğdu. Babası  BayezidII. evkafı  ruznamçeçisidir. Reşid Paşa okuma - yazmayı  babasından öğrendi. Daha sonra medreseye devem etti. Ancak medreseden mezun olamadan  ayrıldı. Babasının vefatından sonra  eniştesi Ispartalı Seyyid Ali Paşa’nın himayesinde büyüdü. Arapça ve Farsçaya tam hakim olamadan medresden ayrıldı ve eniştesinin  yanında mühürdar olarak çalıţmaya başladı. Bu sırada eniştesi ile birlikte 1821 yılında  Mora seferine  katıldı. Reşid  Paşa’nın zeki ve kabiliyetli olması, onun bürokraside  kolayca  yükselmesini sağladı. Ayrıca  Ali Paşa’nın da eski bir sadrazam olması onun işini kolaylaştırdı.[1] Mora seferi sırasında ordunun perişan durumunu gördü. Ve bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdi. Ancak Ali Paşa’nın azledilmesi ile sıkıntılı bir hayat sürmeye başladı. Bu sırada bilgisini artırmakla meşgul oldu. 1828’deki  Rus harbi sırasında orduya katip olarak katıldı. Ve buradan Sultana gönderdiği telhislerle  II. Mahmud‘un dikkatini çekmişti.Ve ordu katipliğinden Amedi Odası  Hülefalığına atandı. Bir yıl sonrada Edirne’deki barış müzakerelerine  katip olarak katıldı. İstanbul’a döndüğünde  yeni bir görevle  Pertev Paşa ile  birlikte  Mısır’a gitti. (1830) Pertev Paşa  Reşid‘in yetişmesinde büyük emek vermiştir. Reşid Paşa da hayatı boyunca ona minnettarlık duymuştur.[2]    

           Mustafa Reşid Paşa Mısır’da bulunduğu sırada Mehmed Ali Paşa’nın da dikkatini çekmişti. Ve ona yanında kalmasını teklif etti . Ancak Pertev Paşa “Mehmet Ali  yanında  kalırsanız  hakikaten çabuk  temerküz edersiniz. Fakat  İstanbul’a  dönerseniz  bir gün Mısır valilerini azledecek mevkiye yükselebilirsiniz!” demiţtir.[3] Bu tavsiyeye uyarak İstanbul’a dönen  Mustafa Reşid Paşa  1832’de  Amediliğe  tayin edildi. Böylece kendini ispat edecek bir makama  gelmişti. Mustafa Reşid Paşa’nın siyasi  kabiliyetini göstermesinde  Mısır problemi önemli bir yere sahiptir. Mehmet Ali Paşa’nın oğlu  İbrahim Paşa’nın  Konya muharebesinde  Osmanlı ordusunu  yenmesi üzerine; Osmanlı devleti  Halil Rıfat Paşa’yı  Mustafa Reşid Paşa ile birlikte Mısır’a göndermiştir. Daha sonra  Kütahya  görüşmelerinde  İstanbul’un hilafına rağmen  kendi insiyatifini kullanması üzerine  cezalandırılmak istenmiş, ancak yakınlarının  araya girmesi ile cezalandırılmaktan kurtulmuştur[4]  

           Osmanlı devleti  Mehmet Ali Paşa meselesi  ile  uğraşırken  Fransa  Cezayir’i  işgal etti.(1830)  Osmanlı devleti bu istila için askeri olarak hiç bir müdahelede bulunamadı.[5]  Ancak siyasi  olarak bazı teşebbüslerde bulundu. İngiltere  Fransa’nın Akdenizde  yayılmasını istemiyordu. Böylece  tabii olarak Osmanlının  bu istilaya karşı girişimlerini destekleyecekti. Osmanlı devleti  İngiltere’nin de teşvikiyle   Cezayir’e buranın eski müftisi  Halil  Efendi’yi  gönderdi. Ancak uzlaşma sağlanamadı. Bu sırada 1830 ihtilali ile  Fransa da  hükümdar değişikliği oldu ve  Louis - Philippe Cezayir’in geri verilmesine taraftar olmadı. Bu iş uzayınca  II. Mahmud   Paris’e, Cezayir meselesini halletmesi için  bir  elçinin gönderilmesini istedi. Bu iş için de  Mustafa Reşid Paşa  münasip görüldü. Her ne kadar  Reţid Paşa’nın  iki devlet arasındaki ilişkileri güçlendirilmesi için gönderildiği söylense de  bu sadece  Osmanlı devletinde gizli kalmıştı. Avrupa devletleri Reşid Paşa’nın  ne maksatla  Paris’e  gittiğini  biliyorlardı. Reşid Paşa bu meselenin  hallinde başarılı olamamış ve geri dönmek durumunda kalmıştı. Ancak bu diplomat olarak ilk dış seyahatı olması ve Fransız  halkını yakından tanıması bakımından  oldukça önemlidir.[6]  

           Birinci Paris elçiliği dönüşünde Viyana’ya uğrayıp  Avusturya Başvekili Metternich ile görüşmüş ve bu onun kariyerinde  önemli bir hadisedir. Ve bu seyahat dönüşünde bir layiha hazırlayıp  II.Mahmud’a takdim  etmiştir.(1835)  Bu layiha; padişah tarafından hüsnü kabul görmesini ve rütbesinin artmasını sağlamış  ve büyükelçi olarak tekrar Paris’e  gönderilmesine neden olmuştur. Reşid Paşa’nın ikinci Paris elçiliği sırasında; Türk diplomasi tarihinde bir ilke imza atmıştır. Bir  yabancı ülke başkentinde  Osmanlı siyasetine  taraftar  bulabilmek için lobi faaliyetinde  bulunmuştur.[7] 

           Mustafa Reşid Paşa 1836 yılında  Londra sefiri ile yer değiştirdi. Böylece  onun İngiliz  taraftarlığı  bu tarihten sonra başladı. Mustafa Reşid Paşa’ya göre her türlü siyasi problemin  çözüm yeri Londra idi. Osmanlı devleti’nin de   diğer devletlerle olan problemlerinin çözümünde mutlaka İngiltere’nin desteğine ihtiyacı vardır. Reşid Paşa’nın bu İngiliz taraftarlığı oldukça tenkide uğramıştır. Bunlardan  biriside  Ahmed Cevdet Paşa’dır. Ahmed Cevdet Paşa  hocası olan Mustafa  Reşid Paşa’yı yer yer tenkid ederken, onun siyasi alandaki başarılarını  da   övmektedir. Hatta onun haddinden fazla İngiltere taraftarı  bir devlet adamı  olduğunu söylerken;  Ali  Paşa’nın da istibtad yanlısı ve Fransa  taraftarı olduğundan bahsetmektedir.[8i] Mustafa   Reşid  Paşa ile Ali Paşa’nın bu şekilde ikiye ayrılması  devletin dış politikasını da  etkilemiştir. Kırım savaşı sırasında Reşid Paşa’nın  muhaliflerinin itirazlarına rağmen  Macar mültecilerini Osmanlı himayesine alması; Osmanlı devletinin Avrupa nezdinde  itibar  kazanmasını sağlamıştır. Ayrıca bu durum Reşid Paşa’ya  siyasi sahada büyük puan  kazandırmıştır. [9] 

           Mustafa Reşid Paşa 1837’de müşir rütbesi ile  Hariciye Nazırlığına  tayin edildi. İstanbul’a Nazır olarak  döndü ve bir yıl sonra da  “Paşa” rütbesi verildi. (1838) Tekrar  Paris elçiliğine tayin edildi ise de bir süre daha İstanbul’da kaldı. 

           Reşid Paşa  Paris’de  bulunduđu yıllarda  oradan  yolladığı layihalar  ile  padişah  üzerinde  büyük tesirler uyandırmıştı. Ve Tanzimatın  ilan edilmesinde   büyük bir etkiye  sahiptir. Paris ve Londra elçilikleri sırasında Avrupadaki parlementer sistemi görmüş,  bu sistemin Osmanlıda da uygulanacağına inanmış ve  padişahı da inandırmıştır. Osmanlı devletinin Avrupa ile iyi ilişkiler  kurabilmesi için mutlaka  bazı yenilikler yapması gerektiğini  İstanbul’a gönderdiği  tahriratlarda belirtmiştir.[10] 

           Reşid Paşa  hariciye nezaretine geldikten sonra  yapmak istediđi bazı yenilik fikirlerini  uygulamaya koydu. Ve hariciye nezareti bünyesinde çeşitli komisyonlar kurdu. Sanayi, ziraat ve ticaretin gelişmesi için bu komisyonlar birer layiha hazırlayarak  padişaha sundular. Bu layihalarda  iltizam usulünün  kaldırılması,  tebaanın eşit haklara sahip olması, din ve mezhep farkının gözetilmemesi, ziraat,sanayi ve ticaret dallarında  ıslahatlar yapılması   ve memurların rütbelerine göre maaş almaları gibi konuları içeriyordu.[11]   

           Reşid Paşa ilk hariciye nezareti sýrasıda  yenilik hareketleri hızla gelişiyordu. Hatta işlerin takip edilmesi için “Meclis-i Valay-ı  Ahkam-ı Adliye” ve “Dar-ı Şura-yı  Bab-ı Ali”  adları ile iki meclis oluşturuldu. Ve bu meclise sorulmadan  hiç bir iş uygulamaya koyulmayacaktı.[12] 

          Reşid Paşa’nın birinci hariciye nezareti sırasında yaptığı en faydalı iş karantina teşkilatının geliştirilip yaygınlaştırmasıdır. Bunun için Meclis-i Umur-ı Sıhhiyeyi kurdu. Ticaret alanında da İngiltere ile Osmanlı devleti arasında 16 Ağustos 1838 tarihli  bir ticaret antlaşması yapıldı. Bu antlaşmaya göre  Osmanlı devleti İngiltere’ye  Osmanlı topraklarında  geniş ticaret imkanı veriyordu. Ayrıca yeni kanunlar çıkarılarak  maliye ıslah edilmeye çalışıldı. Ticaret mahkemeleri kuruldu. Bunun yanında  mali buhranın  önüne geçmek için  bir devlet bankası kurulması düşünülmüş ise de  bu sakıncalı bulunmuş ve  vazgeçilmiştir. Reşid Paşa piyasadaki sahte paraları  kaldırıp yerine  “kaime-i mutebere-i naktiyye” adında  bir kağıt para  çıkarılarak mali buhran atlatılmak istenmiş ise de  fazla bir başarı sağlanamadı. Yine yed-i vahid usulünün kaldırılması ile de devlet  sanayii,ticari ve mali bakımdan  büyük zararlara uğramıştır. Bu durum          Osmanlı ile Mehmet Ali Paşa arasının gerginleşmesine  sebeb oldu. Mısır’da iyi bir mali sistem kurmuş olan Mehmet Ali Paşa  bu sistemin tehlikeye düşmesinden korkarak devlete isyan etti. Reşid Paşa’nın bu teşebbüsü  içte ve dışta büyük  tenkidlere sebeb oldu.[13 

           Reşid Paşa’nın ticari alandaki icraatları  Mısır meselesinin daha da şiddetlenmesine sebeb oldu. Reşid  Paşa  bu buhranlı dönemde  Avrupanın desteğini almak için yeni tahta çıkan  Abdülmecid’i  ikna ederek Gülhane Hatt-ı Hümayununu ilan ettirdi.(3 Kasım 1839) Fermanın  birer nüshası da  eyeletlere  gönderildi.[14] 

           Reşid Paşa, Sadık  Rıfat Paşa ve  Ali Paşa gibi bazı  fikir adamları ile  birlikte  4  aylık bir çalışmadan sonra  Tanzimat fermanını  kaleme aldılar. Genç  padişahı da  ikna ettikten sonra    Gülhane köşkünde büyük bir merasim düzenlendi.  Bu merasimde  sadrazam, Şeyhül’İslam, bütün devlet ricali ve saray erkanı, ulema, esnaf cemiyetleri,Rum-Ermeni patrikleri, Hahambaşı, İstanbul’daki  yabancı devlet sefir ve konsolosları  ve büyük bir halk topluluğu  hazır bulundular. Hattı Hümayun bizzat Reşid Paşa tarafından okundu. Fermanın  ilanı  İstanbul’da  bazı muhafazakar çevrelerce  tasvip edilmemiş olsa da birkaç gün bayram havası yarattı. Ayrıca ferman  devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’nin 22 Kanun I. 1839  tarihli nüshasında  neşredilmiţtir. 

           Ferman Avrupa efkerında  da müsbet etki yaptı.  Ve Fransızca’ya  çevrilerek  yabancı devletlerin   İstanbul’daki elçiliklerine resmen gönderildi. Elçiliklerde fermanın  Osmanlı  devlete hayırlı ve uğurlu olması için  iyi niyet dileklerini bildiren  yazılar  gönderdiler.[15] 

           Reşid Paşa Tanzimat fermanını tam zamanında ilan ettirmiştir. Zira fermanı  diplomatik bir silah olarak kullanmıştır. Mısır  probleminin en gergin zamanında   Osmanlıya  destek olacak  ülkeleri memnun etmek gerekliydi. Bu ülke de İngiltere idi. Bunu  başarmak için  bir takım reformlar  veya en azından  Mehmet Ali Paşa’nın  Mısır’ı  kadar   liberal  olmak  gerekiyordu. Reşid Paşa ise Londra’da iken reform konularını  Britanya  Dışişleri  bakanı   Palmerston ile  müzakare etmiş  ve destek istemiţtir.[16s] 

           Reşid Paşa’ya  ve  reformlara   karşı tutucu (muhafazakar)  Nazırlar ve sıradan memurlar cephesinde  ciddi bir muhalefet vardı. Hatta ulema  bile  eşitlik ve laikleşme gibi  radikal  kopuşlara  hazır değildi. Mecliste Reşid’in   getirdiği tasarıları  anlamayan  ve değerlendiremeyen  pekçok  insan bulunuyordu. Yani onun getirdiği  teklifleri şeriat için  tehlikeli buluyorlardı ve Reşid  Paşa’yı “gavur paşa” olarak adlandırıyorlardı.[17] 

           Müslüman kesimin  itirazları  Anadoluda  çeşitli  şekillere  bürünüyordu. Anadolunun bazı  şehirlerinde  Tanzimat ve Reşid Paşa   aleyhinde  karışıklıklar çıkmıştır. Yine muhalifler öyle şeyler  içat etmişlerdir ki;  mesele  tekkelerde, medreselerde  rüyalar görülüyor ve  güya   peygamber efendimiz hazretlerine atfen        “ Şeriati mi kaldırıyorsunuz, böyle giderse ümmetim  değilsiniz”  diye azarladığı  söylentileri yayılıyordu. Camilerde vaizler  Tanzimat aleyhine  vaazlar  veriliyorlardı.[18]  

           Reşid Paşa’ya  muhalifler arasında  bazı paşalarda  vardı. Bunlardan  biri  Hüsrev Paşa’dır ki;  Reşid Paşa  Hariciye Nazırı iken  Hüsrev  Mehmet  Paşa   sadaretten azledilerek sürgün ediliyor. Daha sonra  Reşid Paşa  Paris’e gönderildiğinde  affedilerek  seraskerliğe getiriliyor. Ancak Reşid Paşa’nın   birinci sadaret makamına gelişi  ile tekrar  seraskerlikten  uzaklaştırılmıştır.[19] 

           Reşid Paşa’nın muhaliflerinden biride   Rıfat Sadık Paşa’dır. Devletin çeşitli kademelerinde  hizmet etmiş  ve pekçok defa sefarette ve Hariciye Nazırlıklarında  bulunmuştur.Rıfat Sadık Paşa  Reşid Paşa’nın muhalifleri arasındadır. 

           Mümtaz Efendi de Reşid  Paşa’nın muhaliflerindendir. Reşid Paşa’nın  Hariciye  Nazırlığı, Londra ve  Paris  sefirlikleri esnasında  Mümtaz Efendi  Amedçilik  memuriyetinde  çalışıyordu. Kendisi bu görevde iken  sadrazamların teveccühünü ve itimadını  kazanmıştı. Bu sayede  uzun süre  sözü dinlenir olmuştu. Ancak  Reşid Paşa  1846’daki  sadaret makamına geldiğinde  onunla anlaşamayarak  maaşına zam yaparak   seraskerlik  müsteşarlığına  tayin ettirmiştir. Mümtaz Efendi de  Reşid Paşa  aleyhine teşebbüslerde  yer almış  ve onun  sürgün edilmesi olayına adı  karışmıştır.[20] 

           Tanzimat fermanının  Avrupa efkarında  müsbet etki yapmış olmasına rağmen gayri müslim teba, cemaat ve ruhani liderler  arasında  hoşnutsuzlukla karşılanmıştır. Tanzimatın getirdiği mali önlemler sonucunda  hristiyan teba da rahatsızlık duyuyordu. Zira kilise vakıflarını  yöneten ruhban sınıfın  gelirleri azalıyordu. Yeni getirilen vergi düzenlemesiyle  ruhani sınıfın kazançları  azalıyor yada ortadan kaldırılıyordu. 

           İste bu bütün umumi muhalefet ile beraber  Anadolu ve uzak  eyaletlerde  çıkan  ayaklanmalar ıslahat uygulamaları sonucunda  meydana gelmiştir. Özellikle  de  Mısır probleminin  çözümünden sonra  ıslahat   hız verildi. Ancak artan muhalefet üzerine  Reşid  Paşa  Paris büyük elçiliğine  gönderilerek  İstanbul’dan uzaklaştırıldı. (1841) [21]   

           Reşid Paşa’nın  İstanbul’dan uzaklaştırılması ile  Tanzimat hareketleri  yavaşladı. Yeni usüllerin  bir çoğu  uygulamadan kaldırıldı. Ancak bütün bunlara rağmen Sultan Abdülmecid ıslahatın devamı için  çok gayret  sarfetti.  

           Reşid Paşa 1842 yılında   İstanbul’a döndü. Ancak 1843 Kasım’ında tekrar aynı görevle  Paris’e  gönderildi. 1845’te  ise  tekrar hariciye  nazırlığına  getirildi. 1846’da  da  sadrazam  oldu. Ancak 1848’de bu görevden azledildi. Reşid Paşa  6 defa  sadaretten 3 defa  hariciye nazırlığından  ve 5 defa da  Paris elçiliğinden azledildi. Görüldüğü üzere  Reşid Paşa’nın  çok  hareketli  bir  hayatı vardır. Bunda da  daha önce  bahsedildiği gibi  İngiltere, Fransa ve  iç siyasetteki   muhaliflerinin etkisi vardır.[22]

           Reţid  Paţa 1843’te  beţinci defa  Paris’e  gönderildiğinde  Cebel-i Lübnan  meselesi  ile meşgul oldu. Bu bölgedeki Maruniler ile  Dürziler  arasında bir siyasi anlaşmazlık çıkmıştı. Bu anlaşmazlık devletler  arası  problem olunca  buraya iki vali tayin edilerek meselenin  halli  teklif edilmiştir. Başlangıçta  Fransa bunu kabul etmemiş ise de  daha sonra ısrar etmekten vazgeçmiştir. 

           Reşid Paşa; Cezayir, Mısır ve Lübnan  gibi  büyük devletleri yakından ilgilendiren meselenin halli için  görevlendirilmiş; ancak   Reşid Paşa bu  görevleri  Osmanlının  var olup olmama  meselesi şeklinde  ele alarak  buna  genel bir  çözüm yolu aramıştır. Reşid Paşa  diplomatik faaliyetlerinde, Avrupa devletlerini  şu iki  hususun gerekliliğine  inandırmıştır. Birincisi; Osmanlı  devletinin  toprak bütünlüğünün  korunması  Avrupa  barışı  için  çok gereklidir. İngiliz ve Fransız  menfaatleri için  Rusya’ya  ve ayrılıkçı  hareketlere  karşı   Osmanlının   bütünlüğü desteklenmelidir. Yani  Osmanlının  parçalanması  durumunda  Avrupa  ve dünya  barışını  bozacak tehlikeler  çıkabilirdi. Reşid Paşa  böylece büyük devletler arasında   Osmanlı lehine  oto kontrol  sistemi oluşturmayı  amaçlamıştı. İkincisi; Osmanlı  İmparatorluğu’nu  reformlar ile  modernleştirmek, kuvvetlendirmek  ve böylece  Avrupa devletlerinin  yardımını temin etmek  istiyordu. Reşid Paşa  bu faaliyetlerinde  kendine göre başarılı  da  olmuştur.[23]  

           Reţid Paţa  1846’da  sadrazamlýğa geldiğinde   devletin en yüksek makamında  bulunuyordu. Yani artık daha önce planladığı  ancak bir türlü uygulama fırsatı bulamadığı  işleri   uygulama imkanına  sahip olmuştu. İlk sadareti sırasında   devleti  liberal  düşünce ile idare etmeğe, din ve mezhep  kavgalarını yatıştırarak  Osmanlı camiasını bir birlik  altında  toplamaya çalıştı. [24]

 1848’e kadar  ıslahat çalışmalarına hız verdi  ve  önemli hizmetlerde bulundu. Bunlardan; (1847)  karma ticaret mahkemelerinin kurulması,işkencenin kaldırılması, Mekatip-i Umumiye Nezaretinin  kurulması ve rüştiyeleri açılması, Hazine-i  Evrak’ın kurulması ve  bir nezarete bağlanması birinci sadareti sırasındaki hizmetlerinden bazılarıdır.[25]  

           Bu arada  Yunanistan ile  bir anlaşmazlık  olmuştu. Yunan Kralı Türk elçisine (Musurus Paşa )  hakaret etmesi üzerine   Yunanistan ile ilişkiler kesilmişti. Böylece  Yunanistan ticari olarak büyük zarar görecekti. Bunun  üzerine  Atina hükümeti  Babıali’den  özür dilemiş  ve ilişkiler tekrar düzelmişti.[26] 

           Reţid Paţa’nýn  ıslahat hareketlerine  hız vermesi  muhaliflerini hareketlendirdi. Serasker  Said Paşa; Reşid Paşa’yı  padişaha “Bu adam   ilan-ı cumhuriyet edecek, saltanat elden gidiyor,daha  ne duruyorsun” şeklinde  şikayet etmiş  ve sadaretten  azline sebeb olmuştur.[27]

 Ancak  asıl azledilme sebebi  İngiltere  ile Fransa  arasındaki  siyasi denge hesaplarıdır.  Görüldüğü üzere  “Cumhuriyet” kavramı  Osmanlıya bu tarihlerde girmiştir. Ki bu devirde  cumhuriyet sadece  Fransa’da vardır. İngiltere’de krallık devam etmektedir. Tanzimat ile beraber milliyet duygusu, vatan sevgisi, hürriyet aşkı, cumhuriyet ve meşrutiyet  gibi kavramlar  kazanılmıştır. Bu kavramlar bugün bile canlılığını korumaktadır.[28]

 Ayrıca   Said Paşa‘nın  “Bu adam  ilan-ı cumhuriyet edecek...” demesi  Reşid Paşa’nın  İngiliz taraftarlığı  tezi ile çelişmektedir.  Ancak  1848 ihtilalinin patlak vermesi ve Macar  mültecileri meselesi üzerine Reşid Paşa   tekrar sadarete getirildi. Avusturya ve Rusya’ya karşı   ayaklanan  Macar ve Lehler Osmanlılara    sığınmıştır. Bu devletler  mültecileri geri istemesine rağmen  iade edilmemiş ve bu tutum İngiltere ve Fransa’da halk efkarında  Türkler  lehine  çevirmiştir. Reşid Paşa  da Avrupa’dan  iyi puan almıştı.

           Reţid Paţa yine  muhaliflerinin etkisi ile 1852’de  azledilmiţ, ancak  ayný yıl tekrar  sadrazamlığa  atandı. Bu üçüncü sadrazamlığı uzun sürmedi. Tophane  müşiri  Fethi Paşa ile arasındaki  anlaşmazlık sonucu  tekrar azledilerek üçüncü defa  Hariciye Nezaretine getirildi. (1853) Bu sırada  Rusya ile Filistin’deki  mukaddes yerler meselesi  yüzünden itilaf  çıkmıştır. Rusya’nın Ortodox teba üzerinde  nüfuz kurmaya çalışmasını kabul etmemiş  ve bunun sonucunda  Rusya   Eflak ve Boğdan’a  girmiştir. Ancak Reşid Paşa Rusya’ya karşı İngiltere ve Fransa’nın desteğini sağlamayı başarmıştır. Ve  bu devletler ile 1854 ‘de Rusya’ya karşı bir ittifak antlaşması  imzalamaya muvaffak oldu. Böylece  Kırım Harbi   sırasında Rusya’ya karşı askeri destek sağlanmıştı.[29]  

           Reşid Paşa’nın beşinci  sadareti  1856’da İngiliz sefirinin yardımı ile gerçekleşmiş ise de 1857’de  Fransız hariciyesinin etkisi ile tekrar azledildi. Bu arada Kırım savaşının sonucunda Paris’te   toplanan konferansa kendisi katılamamıştır. Konferans da Osmanlı devletini  Ali Paşa temsil etmiştir. Müttefik devletler  Osmanlı tebasındaki  gayri müslimleri  müslüman teba ile eşit tutulması  konusunda  bir ferman ile  teminat altına alınmasını istemişlerdir. Böylece 28 Şubat 1856’da  Islahat Fermanı  ilan edilmiş ve bazılarına göre  Tanzimatın ikinci dönemi başlamıştır.[30]

 Reşid Paşa Islahat  Fermanına  muhalifler arasındadır. Hatta bu fermanın  devletin menfaatlerine aykırı  olduğunu içeren ve tenkid eden  bir layihayı  padişaha sunmuştur. 

           Reşid Paşa  Mısır valisi  Said Paşa’nın  davetlisi olarak  Mısır’a gitmiş ve bir süre orada kalmıştır. Mısır  dönüşünde  İngiltere sefirinin  etkisi ile beşinci defa sadarete getirildi.(1856) Ancak   Eflak ve Boğdan’ın  geleceği  ile alakalı  seçimler  meselesi  yüzünden  Fransa ile arası açılınca  ve  İngiltere’ninde   Fransa’yı desteklemesi  sonucu  tekrar azledildi. (1857) Fakat bir  süre sonra  son kez sadarete getirildi  ise de bu uzun sürmedi. Ve 1858’de geçirdiği bir kalp sektesinden  vefat etti.

           Halim,selim ve terbiyeli bir tabiyete  sahip olan  Mustafa Reţid Paţa  meslek hayatýnda  zeki bir siyasetçi  ve kabiliyetli bir  devlet adamı idi. İyi bir hatipti. Yazılarını sade bir uslup ile yazardı. Genç yaşında  Mısır divan Efendisinin kızı ile evlenmiş ve bundan  ilk oğlu Mehmet Cemil Paşa  doğmuştu. İki yıl sonra  boşanarak  Adile Hanım ile  ikinci evliliğini yapmış ve bundan 4 çocuğu olmuştu. Reşid Paşa  Osmanlı  devletinin geleneksel  politikasından  sıyrılması gerektiğini farketmiş  bir devlet adamıdır. Ve kendisi  reformcu nesillerin  öncüsü sayılabilir. Karşılaştığı  problemlerde  destek  bulacak merci  olmadığı için  Babıali  bürokrasisini  güçlendirmeye çalışmıştır. Bazı durumlarda kendi insiyatifini kullanma cesaretini göstermiş  ve siyasi hayatı boyunca  muhalifleri  ile daima çatışmak  durumunda kalmıştır. Reşid Paşa da her yenilikçi gibi eleştirilmiş ve bazı  zaafları  ön plana itilmiştir. Ancak onu değerlendirirken  kendi  devrinin özel şartlarını  da  göz önünde  tutmalıyız. Devletin bekası için  büyük gayret göstermiş  ve bu konuda  aşırı İngiliz  taraftarlığı ile  tanınmıştır. Reşid Paşa kendini her daim koruyan  Pertev  Paşa’ya bağlılığını  hayatı boyunca sürdürmüş ve kendisi  de adam yetiştirmeye çalışmıştır. Her ne kadar  sonradan  kendisine muhalif olsalar da  Ali ve Fuat    Paţalar onun sayesinde  yetiţmiţlerdir. Reţid Paţa  Tanzimat’ýn banisi  ve Türkiye’nin  garplılaşma  konusunda  büyük  işler yapmış  bir devlet adamı olarak  Türk tarihinin ender şahsiyetlerinden birisidir.

[1]  Kodaman Bayram-Alkan  A.Turan; “Tanzimatın öncüsü Mustafa Reşid Paşa” 150. Yılında Tanzimat,s.1-2 1992 .İslam Ansiklopedisi  Reşid Paşa mad. s.701
2]
Kodaman - Alkan Age s.2.
[3]
İslam Ansiklopedisi Reşid Paşa mad.s.701
[4]
İA Age s.701.
[5]
İA Age s.701.
[6]
Baysun  Cavid; “ Cezayir Meselesi ve Reşid Paşa’nın Paris Elçiliği” III. Türk Tarih Kongresi,s.375, TTK.Ankara
[7]
Kodaman-Alkan,Age s.2-3
[8]
Halaçoğlu Yusuf; “Maruzat ve Tezakirde  Mustafa Reşid Paşa ve Tanzimat Erkanı”
[9]
Halaçoğlu, Age
[10]
Baysun Cavid ; “Mustafa Reşid Paşa’nın Siyasi Yazıları, Tarih Vesikaları, II/9, 208-219
[
11 Kaynar Reşat; Mustafa Reşid Paşa ve Tanzimat,s.82-85 Ankara 1954  

[12]
Lütfi Tarihi V. S.106
[13]
İslam Ansiklopedisi, Tanzimat mad. s.718-719
[14]
Fermanın aslı  için bakınız. Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi c.11 s 446-447
[15]
Bilsel  Cemil; Tanzimatın Harici Siyaseti, TanzimatI. s.662-701
[16]
Davison Roderic H.;Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform1856-1876 s.47 Papirus Yayınevi İstanbul 1997
[17]
Davison Roderic H.;Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform1856-1876 s.51

[18]
Derin Çetin ; Geçen Asırlarda Devlet Adamlarımız, Tercüman Gazetesi İstanbul 1977
[19]
Derin Age. 25-26
[20]
Derin Age.27
[21] Yücel Yaşar-Sevim Ali ; Türkiye Tarihi c.4 s.257 TTK.Ankara 1992
22
] Kodaman- Alkan; Age. s.5
23
] Kodaman; “Mustafa Reşid Paşa’nın  Paris Sefirlikleri Esnasında  Takip Ettiği  Genel Politikası”
[24]
Mehmet  Selahaddin ;Bir Türk  Diplomatının  Evrak-ı Siyasiyesi  s.27 İstanbul
[25]
Elker Selahattin; “Mustafa Reşid Paşa  ve Türk Arşivciliğinin”  IV Türk Tarih Kongresi  s.182-189 Ankara 1952
[
26 Lütfi Tarihi;VIII  145  s.508-517
[
27  Yayına  hazırlayan:Baysun Cavid ; Cedet Paşa  Tezakir s.11 Türk Tarih Kurumu Ankara 1957
[28]
Güngör Erol ;İslamın Bugünkü Meseleleri s.161 İstanbul 1983
29
] Türkgeldi A.Fuat; Rical-i Mühimme-i Siyasiye İstanbul 1928
[30]
İA. Tanzimat  mad.