Birinci Dünya Savaşı Sırasında Doğu Anadolu'da Ermeni Faaliyetleri
                                                                                                                         Doç.Dr.haluk selvi

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na dahil olduğunda tığı ilk cephelerden  birisi Doğu Cephesi  idi.  Bu  cephede  Rus  birlikleri  içerisinde 150.000 Ermeni gönüllüsü vardı ve bunların       çoğu  Avrupa  nırından  transfer  edilmişti.  Gönüllülerin görevleri,   Rus düzenli birliklerine  destek  olmak ve   bu bölgede  onlara  öncülük  etmekti1.  Gönüllü  birliklerinin başında 1890 yılından itibaren Anadolu’da birçok isyan olayına karışmış  Ermeni çete reisleri vardı. Bunlar, Osmanlı Devleti ile kesin bir şekilde yollarını ayırmış, siyasi suçlu durumunda olan  ve   aranan  Ermenilerdi.  Bu  çeteler  aşırı     Ermeni    milliyetçisi    idiler,    ka bir  Türk düşmanlıkları   vardı   ve   düzenli   bir   askeri   itim   almamışlardı.Bunlara   göre   bağımsız Ermenistan’ın kurulabilmesi için Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Türklerin temizlenmesi şarttı. Çeteler, sav başlar başlamaz bu düşüncelerini ortaya koymaya  başladılar2. Rus komutanları bile   bu   Ermenilerin   taşkınlıklarını   önleyemiyorlardı.   Van   kıtaları   komutanı   General Nikolayev 1 Temmuz 1915’te Kafkas Orduları Komutanı’na gönderdiği telgrafında, Ermeni gönüllülerinden  şikâyet  ederek,  devam yağma  hareketinde  bulunduklarını  ve  her  türlü cinayeti  işlemekten  zevk  aldıklarını,  bunların  önüne geçmek  için Van’da  divan-ı  harp kurulduğunu,  disiplin  birlikleri  teşkil  edildiğini  ve  artık  gönüllü  birlikler alınmamasını istedi3.

 

1916 yılında Antranik ve çetesi Van ve Bitlis çevresinde  yakmadık köy bırakmadılar,

on binlerce insanın katlettiler.  Antranik’in emrinde  çalışan  Arşak  adlı  Ermeni  çete  reisi de birliğiyle   Erzurum  ve   Erzincan’da yapılanları Bayburd ve İspir kazalarında yaptı4. Bu çete gruplarına  Avrupa  ve Amerika’daki    Ermenilerden  devamlı  yardım  geliyordu.  1915  yılı ortalarında  Amerika’daki Taşnaklar bu çetelere 4.700 ruble  göndermişlerdi5.

 

İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli anlaşmalarl Doğu Anadolu Bölgesi Rusya’ya terk  edilmişti.  Rusya,  Ermenilere  burada  bağımsız  bir  Ermenistan  kuracını  vaat  ederken, gizliden gizliye bu bölgenin Ruslrılmasına çaşıyordu.

 

Rusların 1914-1915 yılında Kafkasya’nın Müslümanlardan  temizlenmesi ve sürülmesi işini6,  1916  yılından  itibaren  bu      çeteler   Doğu  Anadolu’nun işgal    edilm bölgesinde uygulamaya    başladılar.  Rusya’da  1917  lının  Şubat  ayından  itibaren  yeni  gelişmelerin olması  ve  ihtilalin  ortaya  çıkması  Rus  askerlerini  savaş  konusunda  isteksiz  hale  getirdi  ve bunların yerini Ermeni çeteleri   doldurmaya   başladılar. Uluslar arası alanda yeni bir durum

ortaya   çıkmıştı.   İngiltere   ve   Fransa   Kafkasya’da   ortaya   çıkan   yeni   durumdan   istifade edebilmek, bu bölgelere Osmanlı Devleti’nin yerleşmesini önlemek için çeşitli çözüm yolları

 

 

*  Sakarya Üniversitesi Türk-Ermeni İlişkileri Araşrma Merkezi Müdürü

 Hovannisian,  Armenia  on the  Road  to  Independence,  s. 44.

 Chalebian,  General  Andranik,  s. 227-228.

3  Azmi  Süslü,  Ruslara  Göre  Ermenilerin  Türklere  Yaptığı  Mezalim,  Ankara,  1987,  s. 27.

 Arşiv  Belgelerine  Göre  Kafkasya’da  ve  Anadolu’da  Ermeni  Mezalimi I  (1906-1918),  Başbakanlık  Devlet

Arşivleri Genel Müd., Ankara, 1995, s. 273-330.

 ATBD.  sayı:  76,  Belge  No: 1645.

 Süslü, Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayı, s. 109-110.


 

aramaya başladılar. Akla ilk gelen de savaşın  başından beri Osmanlı Devletine karşı savaşan Ermenilerdi.  Kafkasya’da   İngilizler,  Kilikya’da  Fransızlar  hazır  askerleri  durumundaki Ermenileri  silah  ve  teçhizat  yönünden  desteklediler.  Bu  durum     Ermenilerin     dikkatini Rusya’dan  İngiltere’ye  ve  Fransa’ya  çevirdi.  Bundan  sonraki  aşamada  İngilizler  Doğu Anadolu’da  büyük  Ermenistan’ın  kurulması  görevini  üstlendiler.  Bu  sebeplerden  dolayı Kafkasya ve Doğu   Anadolu’da Türklere karşı yapılan katliama göz   yumdukları gibi destek

de oldular.

 

Bolşevik  İhtilalini   takiben   Sovyet   hükümeti ilhaksız   barış  istemiş, bunun sonucu olarak  Rus-Kafkas  cephesindeki  dağılma  hızlanmıştı.  Dağılma  ile  birlikte  Rus  cephesinin gerisinde   milli   kıtalar   ortaya   çıkmış,   Ermeni   ve   Gürcü   birliklerinin   oluşturulmasına başlanmıştı.                    Ru makamları siyasi  emellerle  Ermeni   birlikleri     vücuda   getirmeye çalışıyorlardı. Rus ve Ermeni subayları kumandasında ve Rus silahları ile teçhiz edilm olan bu birliklerin, Rus mıntıkasında   göreve başlamaları, Türk ve İslâm ahalisi için ende verici idi7.

 

Rusya’da  meydana  gelen  ihtilal  sonunda,  Kafkaslarda  oluşan  boşluğun  etkisiyle, Ermeni,  Gürcü  ve  Azeriler  14  Kasım  1917  tarihinde  merkezi  Tiflis  olan  Mavera-yı  Kafkas Hükümeti’ni  kurdular.  Bu  hükümet  kendisini  Rusya’nın  bir  parçası  sayıyordu  ve  hükümeti oluşturan milletler arasında da bir rüş birliği yoktu. Gürcüler, Ermeniler ve Azeriler her biri milli  teşkilatlarını  kurm ve  milli  amaçlarını  gerçekleştirme  yolunu  tutmuşlardı.  Ermeniler ve Gürcüler kısa süre içerisinde askeri teşkilatlarını tamamlama fırsatı buldular. Zira onlara hem Sovyet idareciler hem de İtilaf Devletleri yardımcı olmaya başlamışlardı 8.

 

Rusya’da  ihtilali  başarıyla  sona  erdiren  Bolşevikler,  ihtilalin  ertesi  günü  26  Ekim 1917’de “Barış Bildirgesi” yayınladılar. Buna göre, savaşan bütün devletler hemen harbe son vermeli,   mütarek akdetmeli,   hiçbir   arazi   parçası   ilhak   etmeksizin   ve   harp   tazminatı ödemeksizin, demokratik  ve adil  bir barış akdetmeliydiler.

 

Bolşevikler  bu  barış  teklifinden  bir  sonuç  alamayınca  İttifak  Devletlerine  müracaat ettiler.   Osmanlı   ve   Rus   delegeleri   18   Aralık   1917’de   Erzincan’da   bir   mütareke   akd ettiler.   Bu   mütareke   ile   29   Ekim   1914   tarihinde   başlamış   olan   Osmanlı – Rus   Harbi sona   erm oluyordu9.  Erzincan  Mütarekesinden  sonra  barış  görüşmeleri  9  Ocak  1918 tarihinde Brest-Litovsk’ta  başladı. Görüşmeler 3  Mart  1918’de imzalanan anlaşma ile sona erdi. Barış ile birlikte, İttifak   Devletleri   ile   Rusya   arandaki   savaş   resmen   sona   erdi. Osmanlı  Devleti  bu  barış  ile  1877-78  harbinde  Ruslara  bıraktığı  Elviye-i  Selâse  (Kars, Ardahan, Batum)’u  elde  etmişti10. Brest-Litovsk Kafkasya’da önemli bazı siyasi gelmelerin başlangıç   noktası   oldu.   Bu   barışı etkisiyle,   1918   baharında   önemli   siyasi   ve   askeri gelişmelere sahne olan Kafkasya, tüm Avrupa ülkelerinin ilgisini çekmeye başladı ve bu ilgi

gün  geçtikçe  bir  çıkar  kavgasına  dönüştü.  Osmanlı  Devleti  ise,  Kafkasya  ile  olan  tarihi  ve

 

 

 

 Akdes  Nimet  Kurat,  Türkiye  ve  Rusya,  Ankara,  1990,  s. 301-302.

8  İzzet Öztoprak, “Maverayı Kafkas Hükûmeti”, Sekizinci Askeri Tarih Semineri Bildirileri, I, Ankara, 2003, s.127-

128.

 Kurat,  Türkiye  ve  Rusya,  s. 332-333.

10  Brest-Litovsk barışı ve görüşmeleri hakkında geniş bilgi için bkz. Selami Kılıç, Türk-Sovyet İlişkilerinin Doğuşu

(Brest-Litovsk Barışı ve Müzakereleri), İstanbul, 1998.


 

kültürel  bağlarını  koparmak  istemiyor,  bu  yüzden  Kafkasya’daki  olayları  yakından  takip ederek yönlendirmek istiyordu11.

Sovyet  idarecileri  de  Kafkasya’dan  vazgeçmek  niyetinde  değillerdi.  Daha  Brest- Litovsk’ta   barış   görüşmeleri   devam   ederken,   13   Ocak   1918’de   Petrograd’ta,   Pravda Gazetesi’nde Lenin, Stalin, Bonç-Brueviç ve Gobunof imzalı “13 Nolu Dekret” diye bilinen bildiri yayınlandı. Bu bildiride şu noktalar üzerinde duruluyordu:

 

“Ermeni istiklâli için te’minât-ı evveliye.

 

Petersburg’dan; Ahali komiserleri meclisi âtidaki   kararnameyi neşrediyor: Rusya ve Türkiye’deki Ermeniler   bağımsızlıklarını alana kadar onlara yardım edeceğiz. Bu ancak şu şekilde  olabilir:

 

1-   Kıta’at-ı   askeriyenin   derhal   Ermenistan-ı   Türki hududunun   öte            tarafına çekilmesi,                   Ermenistan    ahalisinin        emniyet-i    şahsiye    ve    mâliyesini    temin maksadıyla  hemen  Ermeni  ahaliden  bir  meclis  kuvvetinin  teşkili.

 

2-   Memalik-i  muhtelifiye  hicret  etmiş  veya  dağılmış  bulunan     Ermenistan-ı  Türki dahilindeki Ermenilerin bilâ mani’  memleketlerine iadesi.

 

3-   Osmanlı  Hükümeti  tarafından  zorla  hicret  ettirilen      Ermenilerin  Ermenistan-ı Türki  içerisindeki  yerlerine                                   iadesi.  Ahali  komiserleri  Türklerle  yapkları  barış görüşmelerinde bunu şart koşmaktadır.

 

4-   Ermenilerin demokrat seçimler sonunda geçici bir meclis  kurmaları.

 

5-   Ermenistan-ı   Türki   dahilindeki   ta’atın   çektirilmes için        İstefan   Şaumyan

(Kafkasya  Umur-ı   Hariciye   Komiseri)      Ermenistan-ı   Türki   ahalisine      ibraz etmelidir.

 

6-   Ermenistan’ın  hududu,  komşuları  ile  yapacağı      görüşmeler     sonunda  tespit edilecektir.”12.

 

Bu    dekret    Rusların,    Ermenileri     silahlandırdıktan    sonra    Türk    topraklarından çekileceklerini   ortaya   koymaktaydı.   Bu   decreti   takiben   Doğu   Anadolu’da   Ermenilerin Müslüman ahaliye karşı zulümleri daha da artmıştır.

 

Erzincan  Mütarekesinden  sonra,  cepheyi  boşaltan  Rus   kuvvetlerinin  yerini,  Ermeni birlikleri almaya başladı. Bu  birliklerden  başka,   asayişi  korumak  bahanesiyle  Ermeni milis  teşkilatı  da  kurulmuştu.  Mahalli  idarelere  Rus  askeri  makamlar  tarafından  Ermeni memurlar   tayin   edildi.   Böylece          Brest-Letovsk   Barışına   göre   Doğu   Anadolu’dan   Rus kuvvetlerinin             çekilmesinden           sonra   bölgede                         bir                       Ermeni  Devleti    kurulması  için  ciddi hazırklar  blalmıştı.  Lenin  ve  Ermeni  Bolşevikler,  Rus  askerleri  tamamıyla  çekilmeden

Ermenilerin idareyi ele almaları ve bu bölgenin Türklere iadesini  önlemeyi  tasarlamışlar13.

 

 

 

11   Selami  Kılıç,  “Unutulmuş  Barış:  Brest-Litovsk-Mart  1918-  Yankıları  Türk  ve  Dünya  Tarihindeki  Önemi”,

Osmanlı, c. II, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, 1999, s. 634.

12  BOA.BEO. Sadaret Evrakı (A.VRK.) 817/40 (La  Sivil  Gazetesi’nin  18  Kanunısani  1918  tarihli  nüshasından); Gürün, Ermeni Dosyası, s. 233; Kurat, Türkiye ve Rusya, s. 336-337.

13  İ. Ethem Atnur, Osmanlı netiminden Sovyet Yönetimine Kadar Nahçıvan (1918-1922), Ankara, 2001, s. 9.


 

Erzincan   Mütarekesi’ne   göre,   Trabzon’dan   blayan   bir   hat   üzerinden   Van- Başkale’ye      kadar  olan  bölge  her  iki  tarafça  da                                   ihlâl  edilmeyecekti.    Fakat   bu   bölgede Ermeni   çeteler   türeyince   durum   değişti. Enver Paşa 17 Aralık 1917’de 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa’ya gönderdiği bir telgrafta, işgal altındaki   arazide Ermeni çetelerinin Müslüman ahaliye  karşı  fırsat  buldukça  mezalimler  yaptığından  bu  konuda  Rus  ordusu  komutanlığına

gerekli tedbirlerin alınması için müracaatta  bulunmasını  istemişti14.

 

Daha  savaşın  başında,  Kuzey  İran-Van  Harekâtının   sorumlusu  General  Nazarbekov kumandasında Erivan, Van-Erzincan   bölgelerini   içine alan bir Ermeni ordusu kurulmuştu.

Bu  ordu  üç  tugaydan   meydana    geliyordu.  Birinci  Tugay  1914-1915  yıllarında  Ermeni

gönüllüleri ile Osmanlı Devletine karşı savaşan General Dro   (Drestamet   Kanayan),   ikinci tugay   Albay   Silikyan, üçüncüsü   ise   General Antranik’e bağlı idi15. Bu üç tugay Erzincan Mütarekesi’nden önce bölgede katliamlara  başlamışlardı.

 

Ermenilerin yaptığı katliamlar Tanin Gazetesi’nin 13 Mart 1918 tarihli nüshasında şu şekilde  yer  alıyordu:“...  Rusya  ile  mütareke  akdedildiği  günden  ve  Rusya’nın  muhtelif aksamına mensup Rus askerleri, Şarki Anadolu’da işgal ettikleri araziyi birer birer bırakıp çekilmeye başladıktan beri, Şarki Anadolu vilayetlerimizde Rus askeri kıyafetine giren ve Rus askerlerinin  bırakıp  gittikleri  esliha  ve  mühimmatı  elde  eden  Ermeni  çeteleri,  umumi  bir sistem  dahilinde  pek  feci’  mezalim  ika’ına  girişmişlerdir.  Bu  mezalim  içinde  nev’i  vardır: köyleri  kamilen  tahrip  etmek,  çoluk-çocuk,  kadın-erkek,  ihtiyar  rast  geldikleri  insanları  en feci’ suretlerle katl eylemek, yahut bunları sürülerle toplap, öteye beriye doldurarak ateşle yakmak, çocukları benzine buladıktan sonra ateşe vermek, hetk-i ırz, gasb-ı mal, hülasa katl

ve tahrip namına ne kadar fecayi’ ve mezalim varsa hiçbir şey ihmal edilmemiştir... Her şey isbat ediyor ki, Şarki Anadolu vilayetlerimizde yaşayan Müslümanlar, en müfteris bir hırs ve kin  ile  galeyan  eden  Ermeni  çetelerinin  şu  birkaç  hafta  zarfında  taşıp  kuduran  zulümleri altında pek feci’ günler geçirmişler ve pek kanlı akıbetlere uğramışlardır”16.

 

Ermenilerin Erzincan ve çevresinde yaptıkları da delilleriyle 3. Ordu Komutanlığı’na bildiriliyordu17. Vehip Paşa, Ermenilerin Doğu Anadolu bölgesinde yapkları katliamla ilgili eline   ulaşan   bilgilerin   de   yer   aldığı   bir   telgrafı   Rus   Orduları   Başkomutanı   General Perjovalski’ye   29   Ocak   1919’da   göndererek   Ermenilerin   yaptıklarının   insanlık   adına durdurulmasını  istiyordu18.  Bütün            uyarılara                              rmen            Rus  Generali  Odişelidze,  Vehip Paşa’nın        katliamlarla ilgili telgraflarını                  mübalâğlı        bulduğunu   bildiriyor    ve             işin sorumluluğundan   kurtulmaya   çalışıyordu.    Şubat’ta   ise   gönderdiği   bir   telgrafında, Erzincan’da  meydana  gelen  olaylardan  üzüntü  duyduğunu  ve  suçlular  hakkında  en  şiddetli cezayı uygulayacağını bildiriyordu19. Bu durum Rusların Kafkasya’da kontrolü yavaş yavaş kaybetmeye başladıklarının bir göstergesi idi.

 

 

 

 

14  Enis   Şahin,   Türkiy ve   Maverâ-yı   Kafkasya  İlişkiler İçerisinde   Trabzon   ve   Batum   Konferansları   ve

Antlaşmaları (1917-1918), Ankara, 2002, s. 173.

15   Hovannisian,  Armenia on the Road to Independence,  s. 114.

16  Tanin, 13 Mart 1334/1918, No: 3324; Şahin, Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları, s. 175-176.

17  ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1850.

18  ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1851.

19  ATBD. Sayı: 81 ( Aralık 1982), Belge No: 1857.

İngilizlerin  tutumları  ise,  Ermeni  olayları  ile  ilgili  durum daha  da  zorltırıyordu. Ekim İhtilâlinden  sonra bazı Ermeni  liderleri İngiliz hükümetine müracaat ederek, Türklere karşı   mücadelelerinde destek istiyorlardı. Bu, İngilizlerin Kafkasya   politikaları için önemli

bir fırsattı ve bunu değerlendirmek istiyorlardı. Zira savaş diğer cephelerde devam ediyordu20.

İngilizler, Türkiye ve İran Ermeni   nüfusu   arasında   savaşı sebep olduğu tahribatı ortadan kaldırmak  ve  yardımda  bulunabilmek  için  1915  Ocak  anda  Ermenistan  Kızıl  Haç  ve Göçmen  Teşkilatı’nı  kurmuşlar  ve  başına  Lord  Bryce’ı        getirmişlerdi.                   Bu         teşkilat  aynı zamanda Rus sınırında savaşan Ermeni gönüllülerine de sıhhi destek sağlayacaktı21. Ermeni gönüllü            birliklerinin          en        önemli                liderlerinden   Antranik,        İngilizlerin       bu      desteğine

güvendiğinden Şubat İhtilâli   sonrasında 29 Mayıs 1917’de Tiflis’teki Amerikan Temsilcisi Willoughby Smith ile görüşmüştü. Smith,   Antranik’e   Rus   İhtilalinin   başarısı durumunda Erzurum ve Bitlis’i nasıl elde tutacağını sormuştu. Antranik, Kıbrıs’tan İskenderun’a çıkacak İngiliz birliklerinin duya ilerlemesini, Müttefiklerin Türkiye   Ermenilerinden   oluşan   bir birlik  kurmalarını  teklif etmiş, böylece Türklerin iki güç arasında ezileceklerini planlamıştı. Smith,   Antranik’in  teklifini  Moskova’da  bulunan  Rus,  Fransız  ve  İngiliz askeri ataşelerine anlattı.  Antranik’in                                         planı  tasdik  edildi.  Ruslar  erzak  ve  elbise  vermeyi,  İngilizler  ve Amerikalılar  para  yarmında  bulunmayı  ve  Ermeni  askerlerinin  ailelerini  koruyacaklarını taahhüt  ettiler.  Ayrıca  Ruslar  Antranik’e  madalyalar  ve                generallik         rütbesi                    verdiler. Londra’da                                                  bulunan  ve  Ermenileri  uluslar  arası  alanda  temsil  eden  Bogos  Nubar  Paşa  da Antranik’e   gönderdiği   telgrafla,  bütün  güçleriyle   Van,  Bitlis  ve   Erzurum’u   savunması gerektiğini ve maddi desteği garanti ettiğini   bildirdi.   Rus hükümeti Taşnakları arak direk

olarak Antranik ile  görüşmeye başladı22. Bu durum Taşnak idarecilerini rahatsız etti. Böylece

Ermeni  çeteleri  ile  Erivan  idarecilerinin  arası  açılmaya   başlıyordu.   B problem   Batum Antlaşması  ile  daha  açık  bir  şekil  alacaktır. Çünkü çeteler Batum Antlaşması hükümlerini kabul etmeyeceklerdi.

 

Savaş  boyunca  Vilâyât-ı  Şarkiyye’ye  yerleşm olan     Ermenilerin  ihtilâlden  sonra durumları  kritik  bir  hal  almıştı.                                       Bırakın    Kafkasya  sınırında    kalmayı     Erivan’da    bile kalmaları  şüpheli  idi.  Türklere karşı bu Ermenileri kim koruyabilirdi? Ermeniler  gelecekleri konusunda  endişeli  idiler.  Rusya  onları  kullandıktan sonra  Tatar ve Kazakları bu bölgelere yerleştirmeye   başlamıştı.   Bu   şartlar   altında   Ermenileri   ancak   diğe İtilaf   Devletleri koruyabilirdi.  Bu  yüzden  İngiliz  idareciler  Ermenistan’ın  bağımsızlığı  konusunda  mertçe açıklama  yaptılar,  onlan  savaştaki  çabalarının  karşığının  verilmesi  gerektiğini  söylediler. İngilizler  Ermeni  birliklerinin  İran,  Mezopotamya  ve  Kafkasya’da  savaşmalarını  istediler. Bogos  Nubar  Ermenilerin  Kafkasya’da  savmaları  gerektiğini  ve  Ermenistan  sınırında

35.000  Ermeni’nin  bulunduğunu,  diğer  bölgelerdeki  Ermenilerin  gelmesiyle  bu  sayının

150.000’e  çıkacağını İngiltere Hükümeti’ne bildiriyordu23.

 

 

 

 

 

20   Sonyel, The  Great  War and The  Tragedy  of  Anatolia, Ankara, 2000, s. 157.

21  Akaby  Nassibian,  Britain  and  the  Armenian  Question (1915-1923)  New York, 1984. s. 62-63.

22   Chalebian, Andranik , s.306, Hovannisan, Armenia on the Road to Indepedence, s. 82.

23     Nassibian,  Britain  and  Armenian  Question   s.  97-98.  Dahiliye  Nezareti,   Irak   Ordusu   Kumandanı   Halil Paşyı  ve Musul Valiliğini 1918  yılı  Mart  ayında uyararak, Bogos Nubar’ın riyasetindeki Ermeni komitesinin Ermeni  çetelere yaptığı yardıma karşı  tedbir alınmasını istiyordu (BOA.DH. ŞFR.  85/256).


 

Ermenilerin Doğu Anadolu’da ve Kafkasya’da yaptıkları katliamın anlaşılabilmesi için Ermeni  çetelerinin   yaklaşımlarının   bilinmesinde  fayda  vardır.  Her  şeyden  önce  Taşnaklar askerlerine                 halkı  soymayı,  Türklerden  nefret  etmeyi,  Türkleri  yok  etmeyi,  vahşiliklerle birleşen  fedai  ruhunu  aşıladılar24.  Gönüllü  hareketinin  karakteristik  özelliği,  kana  susamış fedailer  Antranik,   Hamazsp,   Dro,   Garo    ve        diğerlerini idare   ettikleri   harekette

gözlemlenebilir.  Bunlan  müfrezeleri  Türk  milletinin  kadın,  çocuk,  yaşlı  ve  hasta  halkını öldürmekte  pek  cesurdular.  Beyazid’te  yaptığı  katliamları  bir  Ermeni  çetesi  olan  Vahram şöyle anlatıyor: “Basargeçer’de yaşlarına bakmadan Türkleri öldürdüm. Bunları durumlarına bakmadan yok etmek gerekir”25.

 

Bu  düşüncede  olan  Ermeni  çeteleri,  1917  Ekim  İhtilâlinden  Doğu  Anadolu’dan çekilişlerine yani 1918 yılı Nisanı’na kadar olan dönemde bölgede akla gelmedik katliamlar yaptılar.  Erzincan,  Erzurum,  Van,  Kars,  Sarıkamış  tamamıyla            tahrip  edildi,  burada  sakin Müslümanlar  katledildi.  III.  Ordu  Komutanı  Vehip  Paşnın  Müslüman  halka  Ermenilerin yaptığı  katliamların  önlenmesi  konusunda  Rus  ordusu                   kumandanı  Odişelidze’ye  yaptığı müracaatlar  sonuç  vermemişti.  Bu  sırada  Brest-Litovsk’taki  barış  görüşmeleri  de  Rusların anlaşmaz tutumları  sebebiyle  kesilince  Türk  birlikleri  12  Şubat  1918’de  Rus                   Ermeni birliklerinin  işgali  altındaki  bölgelerin  kurtarılması  için                            harekete  geçti.  18  Aralık  1917 tarihinde   imzalanan   Erzincan                         Mütarekesi’nden   sonra,   3.   Ordu   I.   Kafkas   Kolordusu Komutanlığı’na getirilen Kazım Karabekir Paşa, Doğu’nun kurtarılması ile görevlendirilmişti.

13   Şubat’ta   Erzincan   ve   Mamahatun   kurtarıldı26 14   Şubat’ta   Bayburd,   Trabzon   ve

Gümüşhane, 5 Nisan’da Sarıkamış, 7 Nisan’da Van, 14 Nisan’da Batum, 25 Nisan’da Kars

Osmanlı orduları tarafından  istirdad  edildi27.

 

Kazım  Karabekir  Paşa,  12  Şubat  1918’de  ordu  komutanlıklarına  gönderdiği  şifre telgrafta,  Erzincan’a  girdiğinde  gördüğü  durumu  anlatıyor,  bin  beş  yüze  yakın  kadın  ve çocuğun  öldürüldüğünü,  altı  yüz  elli  slüman’ın  çalıştırılmak  bahanesiyle  şehir  dışına çıkarılarak aynı akıbete uğratılğını, küçük köylerde ve kasabalarda Ermenilerin bir kulübe bile  bırakmadan  tahribat  yapğını,  öldürülenler  arasında  sütten  kesilmem bebeklerin  ve

doksan yaşında ihtiyarların bulunduğunu belirtiyordu28.

 

Türk   birlikler Erzincan’a   girdikten   sonra   Erzurum’a   doğru   harekete  geçince Ermeni  Çete  Reisi  Antranik  7  Mart  1918’de  Rus  generali  üniformasıyla  Erzurum’a  geldi. Amacı, burada ilerleyen Türk birliklerine karşı savunma hattı oluşturmaktı. Albay Morel’in üzerinde  bulunan  Erzurum  merkez  komutanlığını  üzerine  aldı.  İlk  olarak  buradaki  Rus subaylar   ile   bir   toplantı   yaparak   şehirde   asayişi   sağlayacağını,   burada   bulunmalarının Rusya’nın menfaatine olduğunu söyledi. Bu arada Ermeni birlikleri firar  etmek  üzereydiler, Antranik  bunları  lıçla,  yumrukla  cepheye  göndermeye  uğraşıyordu.  Erzincan’ı  kurtaran

 

 

 

24Myasnikyan,   “Ermenistan      Kızılordusu”,   Khorurdian   Hayastan,   29   Kasım   1921,   (internet       service.

http://www.Karabagh. org., 3. 4. 2001.

25   A.  Lalayan,  “Karşı  İhtilâl  Daşnaksütyun  ve  Emperyalist  Savaş  (1914-1918),  (http://www.Karabagh.  org.

“Staggering  Facts”, 3.4.2001).

26   Ati, 15  Şubat  1334, No: 46.

27  Kazım Karabekir, Doğu’nun Kurtuluşu, Erzincan ve Erzurum’un Kurtuluşu, Sarıkamış, Kars ve Ötesi, Yayına

Hazırlayan: Enver Konukçu, Erzurum, 1990, s. 156-165.

28  ATBD. Sayı: 86 (Nisan 1987), Belge No: 2061.


 

Türk  birlikleri  Erzurum’a  yaklaşkça  Ermeniler  katliamla arttırdılar.  Antranik  çetelerin kaçmalarına   mani   olamıyordu,   Köprüköy’e   yerleştirdiğ makineli   fek   bile   firarileri durduramadı.   Antranik  ve  Ermeni  subaylar  iki  gün  daha  şehirde  dayanarak  mümkün  olan tahripleri  yaptıktan  sonra  şehrin  boşaltılmasına    karar                                                                                   verdiler.                 “Hürriyet  mücahitleri” Ermeni eşkıyası 11 Mart akşamı Erzurum’u  terk  etti29.  Arkalarında  yanan,  harab  olmuş bir

şehir,    9.500    kadın,  çocuk,  ihtiyar   ölü   bırakarak  kaçmışlardı.  Şehirde  bir  tek  ağaç  bile bırakılmamıştı30.            Katliamlar  Erzincan       ve       Erzurum’a        münhasır           kalmadı,  çekiliş güzergâhındaki  bütün  köy  ve  kasabalar  yalmıştı.              Erzurum’daki    durumu         görgü              şahidi Kantarcızâde Mustafa  şöyle anlatıyor:

 

“Türk   ordusu   11   Mart   Çarşamba   günü   şehre   girmişti.       Erzurum’un      yılmaz koçaklarının   başına   geçen   zalimler,   Dervişağ mahallesinde, karşı karşıya olan Mürsel Paşa’nın  ve  Ezirmikli   Osman  Ağnın   evlerine   zlerce   insan   doldurarak,  evlere  ateş verilmiş,  içinde  mazlum  insanlar  cayır  cayır  yanıyordu.  Bir  taraftan   küme  küme  insanları Kavak Kapusu denilen yani Ardahan Kapısı’nda istasyon Köprüsüne ve Kazan Deresine ve Mahallebaşı’nda                                 Sabunhane’ye  ve  Kavak  Mahallesi’nde  muhtelif  evlere  götürüp  mâsum halkı  boğazlıyorlar  ve  şişliyorlar  ve  baltalıyorlardı .

 

Yeğenağa   Mahallesi’nde   Şeyh   Ahmed   Efendi’nin   hanesinde   450   kişilik   mâsum halka   ateş   verilmiş   ve   kapu   pencerelerinden   mermiler ve bombalar atarak haneyi ber hava  ettikten  sonra mâsumlar  kâmilen  yangınlar  ve  topraklar  altında  kalmışlardı.  Hacı Ahmed   Han’ında   1373   cenaze   şehitler kafalarında balta   ile   vurulmuş  yüzlerinden tanınmayan  ve  kanlar  içersinde  yatan  şehitler          arasında  94  kadın  ve  çocuk  da  vardı...Bu fecaât şehirde böyle devam ederken, köylerde ve kazalarda ve yol üzeri, fırsat bulabildikleri yerlerde  aynı  vahşeti  icra  ediyorlardı.

 

Şehri  işgal  ve  istirdad  eden  fırka kumandanları  tarafından,  şehrin  polis  müdür vekâletliğini  idare  etmem  emir  buyuruldu. Bu  emir ve vazifeyi  deruhte  ederek 185  fahri

ve   gönüllü   polis   kadrosu   yaparak  şehrin  vezaif-i  emniyetini  temin  eylemiştim.  Erzurum dahilinde yaptığım, bu fecâyi’in kurbanı olanların miktarı 9562   nüfustan ibaretti. Kaza ve köylerinde tahminen bunun iki katı   tahakkuk   etmişti. Yaralanıp hastaneye sevk ettiğim 212 nüfustu.   Bu     durumdan       şehre   giren   Türk   ordusu   ve   kumandan   hüngür   hüngür

ağlamışlar”31.

 

Bu  katliamların  sorumlularından  olan  Antranik,  27  Şubat  1918’de  Kafkas  Ordusu

Komutanı General  Odişelitze’ye şu  raporu  gönderdi:

 

“...  Kafkasyalı  Ermeni  askerlerin  evlerine  savuşmaları  ve      Türkiye  Ermenilerinin zabitsiz ve teşkilâtsızlığı Erzurum’um efkâr ve   ümit edilmeyecek derecede sür’atle sükutunu intâc  etti.  Erzurum’da                                        bulunan  3000  kadar  piyademiz  zabitlerin  emrine  ita’at  etmeksizin başıboş  bir  halde  vagonlara  hücum  ettiler  ve  Sarıkamış’a  kaçtılar.  Hınıs  ve  civarındaki Ermeniler Karaurgan’a çekildi ve orada istihzaratta bulunmaları emr olundu. Askerlerimizin

 

 

29  Twerdo  Khlebef, Notes of  Superior  Russian  Officer  on the  Atrocities  of  Erzurum, 1919 (BOA.B.E.O. A.VRK.

S. 40/10).

30  Halil  Kemal  Türközü,  Osmanlı  ve  Sovyet  Belgeleri,  Ermeni  Mezalimi, Ankara, 1982, s. 78.

31Yavuz  Aslan,  “Erzurum’da  Ermeni  Mezalimi  Hakkında  Kantarcızâde  Hacı   Mustafnın  Hatıraları”,  Atatürk

Üni. Atatürk İlkeleri ve İnk. Tar. Enst. Dergisi,  Cilt  1,  sayı: 6, Erzurum, 1993, s. 91-92.


 

Erzurum’da  görülen  firarları  Sarıkamış’ta  da  müdafaa  etmenin  imkansız  olduğu kana’atini verdi...”32.

 

Erzurum’un kısa bir süre içerisinde hiçbir savunma olmadan çetelerin firari yüzünden düşmesi, Antranik’in Rus ordusundan istifasına sebep oldu, general elbisesini çıkararak çete reisi elbisesini giydi. General Nazarbekov’a elçiler   göndererek m’ye gelmek istedini

ve  Zengezur  Bölgesi’nde  Türklere     karşı    çarpışabileceğini  bildirdi.  Nazarbekov  bu  planı

uygun  bularak  Antranik’in  mrü’ye   gelmesini  kabul  etti.  10  Nisan  1918’de  400  seçilmiş Türk Ermeni’sinden oluşan “Özel Hareket Birliği”ni kurdu. Bu birliğin amacı Rus sınırlarını korumak ve Türklerin Kafkasya’ya girmelerini önlemekti33.

 

Osmanlı Hükümeti   15   Mart   1918   tarihinde, Rusların   tahliye   ettikleri   bölgelerde Ermeni  çeteleri   tarafından   yapılan   mezalim   hakkında   incelem yapmak   ve   delilleri toplamak  üzere   bir        tahkik                  heyeti  oluşturdu.  Heyet  Trabzon,  Erzincan  ve  Erzurum’da incelemelerde  bulundu34.  Bu  heyetin  incelemelerine  ait  rapor              22  Mart  1918  tarihinde Dahiliye Nezareti’ne gönderildi. Erzurum’da 3. Ordu Karargâhında Hey’et-i Teftişiye Müdür-

i Umumisi Hamid Bey tarafından gönderilen bu telgrafta, Erzurum ve Erzincan   şehirlerinin kısmen merkez   köyleri   ile   kaza merkezinin ekserisi   tamamen   tahrip   edildiği, tahribatın kısmen Ruslar tarafından ve ekseriyetle   bunların ayrılmasını müteakip Ermeniler tarafından icrâ  olunduğu,  Erzincan’da  Rusların  ayrılğı  tarih  olan  23  Ocak’tan  sonra  erkek,  kadın, çocuk olmak üzere 1.300 kişinin feci şekilde katl olunduğu,  Erzurum’da da Rusların ayrılğı tarih olan 12 Şubattan itibaren   katlin başladığı kurtuluşa kadar devam etti, şimdiye kadar sokaklarda ve mezarlar arasında bulunan naaşların adedi 2.500’ü aştığı, bu rakamlara önceden yapılanların  dahil  olmadığı,  kaçan      Ermenilerin  güzergâhında  olan  ve  firara  muvaffak olamayan   köylülerin  tamamen  feci  şekilde  imha  edildiği,  ölenlerin  sayısını  tesbit  etmenin

şimdilik mümkün olmadığı, halka yardım edilmesi gerektiği belirtiliyordu 35.

 

Bu heyet şında Doğu Anadolu’ya gönderilen gözlemci heyetler de vardı. Bunlardan birisi,  tarihçi  Ahmet  Refik,  Alman  savaş  muhabiri  Paul  Weitz,  Avusturyalı  gazeteci  Dr. Stefan   Steiner,   Yüzbaşı   Fahri   Bey   ve   Almanya’nın   eski   Erzurum   Konsolosu   Edgar Anders’ten   oluşuyordu.   Bu   heyet,   17   Nisan-20   Mayıs   1918   tarihleri   arasında   doğu vilayetlerini dolaştı36. Heyette bulunan Ahmet Refik Bey bu seyahatle ilgili anılanda Doğu Anadolu’nun   işgal   sonrası   durumunu   gözler   önüne   sermektedir37 Ayrıca   İstanbul’a gönderdiği raporlarla da durumu başkente bildirmtir:

 

“Erzurum’dan Karargâh-ı Umumi İkinci Şube Müdürü Seyfi Beyefendiye,

 

Erzurum   Ermeni    mezaliminden    harap    bir    haldedir.    Ermeniler,    Erzurum’dan çekilmezden  evvel,  300  kadar  İslâ bir  konağa                      doldurmuşlar,  üzerine  benzin  dökülerek yakmışlardır.  Konağın  enkazı                   arasında  olan  ğınlarla  insan  cesetleri,  parçalanmış  insan

 

 

 

32  ATBD.  Sayı: 81 (Aralık  1982), Belge  No: 1871.

33  Chalebian, General Andranik, s. 360, 371.

34  BOA. DH. ŞFR. 86/133;  DH.ŞFR. 88/12; DH. ŞFR 88/196.

35  DH.  İ. UM.       20-18/12-15, lef.  3-4.

36  Paul Weitz, Stefan Steiner ve Edgar Anders’in bu seyahat ile ilgili notları   hakkında bkz. Selami Kılıç, Ermeni

Sorunu ve Almanya, İstanbul, 2003, ss.107-136; ATBD. Sayı:81 (Aralık 1982), Belge No: 1880.

37  Ahmet Refik Altınay, Kafkas Yollarında, Haz: Yunus Zeyrek, Ankara, 1981.

 

 

beyinlerine  tesadüf  olunuyor.  Ermenilerin,  içlerini  bu  suretle   yüzlerce   İslâm   doldurarak yaktıkları   konaklar   müteaddittir.   Mezalimi   idare   edenler   Antranik   Paşa   ile   Fransız Miralayı   Morel’dir.   Erzurum   dahilinde   toplanan   cenazelerin   miktarı   dört   bindir.   Bu meyanda  birçok  kadın  ve  çocuk da  dahildir.  Ermenilerin  yalnız  Icalar’da  katlettikleri erkek,   kan ve   çocuğun miktarı   iki   bin yakındır.   Ermenile ahaliyi   evlere   doldurup yaktıkları   gibi   yol   yaptırmak   bahanesiyle şehir haricinde de katletmişlerdir. Erzurum’dan

bu    suretle    gaip    olan    111    kişidir.    Bu    telefat    beyanında    köyler    dahil    değildir. Muhabirler  mezalim  yerlerini  vali  beyle  beraber  yarım  saat  kadar  gezdiler.  İki üç gün sonra Kars-Batum tarikiyle avdet-ediyoruz. Erzurum’da mezalim sahnelerinin harap yerlerin fotoğrafla aldırdım.  Bervech-i  malumat  arz  olunur.  8  Mayıs  1334.   Karargâh-ı  Umumi İkinci Şubeye Memur Yüzbaşı Ahmet Refik”38.

 

1914-1919 yılları arasında Doğu Anadolu’da Ermeniler   tarafından Van, Bitlis, Muş, Trabzon,   Erzurum Sarıkamış   ve   Kars   çevresinde   toplam   363.141   kişinin   öldürüldüğü Osmanlı Devleti yetkilileri tarafından tespit edilmti39.

 

Osmanlı  Hükümeti  Doğu  Anadolu’daki  durumla  ilgili    araştırma  yaparken  İstanbul basını da Ermenilerin yaptığı   katliamı sayfalarında duyuruyordu. Sabah, Ati, Tanin, İkdam gazeteleri sayfalarında bu olaylara yer verdiler. Ati  Gazetesi’nin  20  Şubat  1918  tarihli  51 sayılı  nüshasında  şunlar  yazıyordu:

 

“Vilâyât-ı  Şarkiye’de  Vazifemiz

 

Rus   askerleri   tarafından   boşaltıla Vilâyât-ı   Şarkye’de   Ermeniler   çoluk   çocuk demeden katliama başlamışlardır. Ordumuz bunları def’ etmek için uğraşmaktadır.   Bundan

üç  sene  evvel  yine  birkaç  şaki  Osmanlı  ordusunu  arkadan  vurmak  için  silahlanmıştı. Bugün  olduğu  gibi  o  zaman da  onları  tenkil  ettik.  Bu  esnada  hükümete  iki  iş  düşüyor. Biri                   her      vatandaşın          hayatını                      korumak   ve               diğeri  de            bu    topraklarda     asayişi sağlamak.”40

 

Rus   generalleri    de   Ermenilerin    yaptıklarından    şikâyetçi    olmuşlardı.    General Odişelidze     bile                    Ermenilerin           yaptıkları       ile    ilgili    şunları    yazmıştı:    “Ermeni   kıta’atı Erzurum   ve   Erzincan’da   gerek   askeri   nokta-i   nazarından   gerek   sakin   ahaliye   karşı vaki’   olan   hareketleri   nokta-i   nazarından   son   derece  fena  hareket  etmişlerdir.   Hatta Ermenilerin  pek  ziyade  lehinde  bir  Rus  zabiti  olan  Kafkas  hududu  kumandanı  General Lebevinski bizzat  Ermenler   tarafından                söylenen                            ihbarat          üzerine                  Ermeni      ta’atı ümerâsının   harekatından   şüphe   etmiş   ve   Erzurum’un   sukutu   hakkında   bir   tahkikat

icrasına  karar  vermiştir”41.

 

 

 

38ATBD. Sayı: 83, Belge No: 1941. Yapılan diğer incelemelerle ilgili raporlar  ve katliamın belgeleri yayınlanmıştır:

Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, sayı: 81-85; Arşiv Belgelerine Göre Kafkaslarda ve Anadolu’da Ermeni Mezalimi

I-IV, Başbakanlık Devlet  Arşivleri Genel  d., Ankara, 1995; Ermeniler  Tarafından Yapılan Katliam Belgeleri,

I- II, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müd, Ankara, 2001; Enver Konukçu, Ermenilerin Yilyayla’daki Türk Soykırımı  (11-12  Mart  1918),  Ankara,  1990.  Görgü  şahitleri  ile  ilgili  çalışmalar  da  vardır:  Gürsoy  Solmaz, Yaşayanların Dilinden Erzurum,  Sarıkamış,  Kars’ta  Ermeni  Zulmü (1918-1920),  Van,  1995.

39  Ermeniler Tarafından Yapılan  Katliam  Belgeleri, I, s. 375-377.

40  Ati, 20 Şubat 1334/1918 , sayı: 51. Aynı gazetenin 84 nolu 25 Mart 1918  tarihli sayısında Ermenilerin Erzurum, Hınıs, Köprüköy ve Hasankale’de  yaptıkları anlatılıyordu.

41  İkdam, 8  Şubat  1335, No: 7901.


 

Doğu Anadolu’yu boşaltmış olan Ermeni çeteleri,  Kafkasya’da Karab, Zengezur ve Nahçıvan  bölgesine  geldiler.                    Doğu  Anadolu’daki  çalışmaları  burada  da  devam  ettirmek istediler.    Fakat  4  Haziran  1918’de  Türklerle  Ermeniler  arasında  Batum  Antlaşmasının imzalanması  bu  çetelerin  durumunu  zorlaştır.  Antranik  bu  antlaşmayı  kabul  etmeyerek Erivan’dan                                                   farklı     bir        yol       takip  etti.  Antranik’e  göre  Ermenistan’ın  sınırları içerisinde Erzurum,  Van,  Muş  ve  Bitlis  bölgeleri  de  bulunmalıydı.  Bu  anlaşma  sonunda  Kafkas Ermenileri   ile   Türkiye   Ermenileri   arasında   önemli   problemler   ortaya   çıktı.   Kafkasya Ermenileri  çetelerin  kendileri  için  sürekli                            problem  çıkardığından  ve  huzuru  bozduğundan

şikâyet    ediyorlar42.  Mondros  Mütarekesi’nin  30  Ekim  1918’de  imzalanması,  Osmanlı

Ordularının   Kafkasya’daki  avantajlı  durumunu   bozacak,  Ermeniler   için   yeni   bir   umut devresi  başlatacaktır.

 

42  Chalebian,  Andranik,  s.  409.  1921  yılı  Mayıs  ayında  Ermenistan’da  yayınlanan  bir  Ermeni  bildirisinde,  Milli

Müdafaa   Komitesi’nin   (Taşnakların)   siyasi   mesleğinin   esasını   Tarbzon,   Mamahatun,   Diyarbakır,   Musul memleketlerini de Ermeni egemenliğine alarak geniş topraklara sahip olma havasının teşkil ettiği ve bunlardan vazgmedikleri için emperyalistlerin propagadasına kapılarak Büyük Ermenistan hayali ile uğraştıkları ifade edilmiş;  bunların  milletlerin  refah  ve  saadetinin  topraklarını  genletmelerinde  değil,  birbilerine  kardeşlik  ve dostluk  göstermeleri  ile,  birbirlerinin  hukukuna  riayetle  kaim  olabileceğini  bilmeleri  gerektiği  belirtilmişti

(Sabahattin Özel, Millî Mücadelede Trabzon, Ankara, 1991, s. 228)